
Ağustos ayı olağan meclis toplantısı oda toplantı salonunda gerçekleştirildi. Meclis Başkanı Tezcan Ödemiş’in başkanlığında gerçekleştirilen toplantı da Manisa TSO Yönetim Kurulu Başkanı gündeme ilişkin önemli açıklamalar yaptı. Terör olaylarına değinen Manisa TSO Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Koşmaz, toplumun patlamaya hazır bomba haline geldiğini iddia etti. Ve ekonomide karamsar tabloya değindi. Terörün Türkiye’nin birinci sorunu olarak gündemde kalmaya devam ettiğini belirten Koşmaz, ‘ Terörün gündem de kalması yetmiyor, şiddetini artırarak devam ediyor. Hakkari bölgesinde çok ciddi olayların yaşandığını hepimiz biliyoruz.
Özellikle, Şemdinli’de neler oluyor? Basına yansıyanların dışında fazla bir bilgimiz yok. Ancak orada çok kötü şeylerin olduğunu herkes en azından hissedilebiliyor. Çünkü öyle bir noktaya geldik ki, saldırlar artık pusuya düşürülmeler, mayın patlamalardan ileriye gidip askeri birliklere saldırı noktasına geldi. Orada kontrol altına tuttuğunuz bir bölge yerine, kendinizi savunduğunuz bir bölge durumuna getirildi. Enteresandır milletvekillerinin terör örgütü ile kucaklaşmaları da bu işlerin üzerine adeta yangına benzinle gider gibi benzin döktürdü. Her gün şehit cenazeleri gelmeye devam ediyor. Her gün yurdun dört bir köşesine, başka başka noktalarına ateş düşmeye devam ediyor. Toplum adeta patlama noktasına getirilmiştir. Burada hepimize düşen en önemli görev, burada oynanan oyunun farkına varmak, hiçbir şekilde de bu oyunlara alet olmamaktır. Çünkü bin yıldan beri bu topraklarda şiisi ile, alevisi ile sünnisi ile, Türkü ile kürdü ile bir arada yaşamış olan bu ülkenin vatandaşları birbirine düşman edilmek isteniyor. Bildiğiniz gibi bayramda ülkemizi acıya sürükleyen Gaziantep saldırısını da gördük. Burada terör artık belli kişilere hedef almaktan ziyade rast gele insanları sivil halkı hedef alıp, adeta tedirginliğini ve dehşetini bütün insanların üzerine yaymaya çalışıyor. Diğer taraftan Suriye iç savaşı bütün vahşeti ile sürüyor. Her gün yüzlerce insan ölüyor. Ve özellikle televizyonlarda vahşet sahneleri yaşanıyor. Bunlar görüntülü olarak kamu oyuna aktarılıyor. Burada gördüğümüz kadarıyla hem yönetime bağlı silahlı güçler, hem de Suriye Ulusal Kurtuluş Ordusu dediğimiz isyancı güçler bu vahşet sahnelerini gerçekleştiriyor. Sadece bir taraf değil, iki tarafta bunu yapıyor. İnsanların boğazlarının kesildiğini, öldürülen insanların cesetlerinin altıncı katlardan sokaklara atıldığını televizyon kanallarından seyrediyoruz. Bir taraftan Suriye içeride bunları yaşarken, diğer taraftan Suriye’den gelen mülteci sayısı 80 bini aştı. Bu rakamın yüz bini aşması bekleniyor. Yine görebildiğimiz başka bir şey yeni bir mülteci akınının yaklaştığını söyleyebiliriz. Savaş ciddi ölçüde bizim sınırlarımıza dayandı.
Türkiye adeta müdahale noktasına getirildi. Süper güçlerin satranç oyunu ülkemizi maalesef bu noktalara getirdi. Dünya bu olayda, diğer olaylarda olduğu gibi bizi yine tek başımıza bıraktı. Yabancı basında, bir çok gazetelerde Suriyeli muhalif subayların Türkiye’de eğitildiği açık açık yazılıyor. Suriye’de savaşmak için sabah Suriye’ye geçen, akşam kamplara geri dönen Suriyeliler konuşuluyor. Muhalif güçlerle birlikte savaşan Türkler konuşuluyor. İlginçtir ki bu kampları ziyaret etmek isteyen milletvekilleri kamplara alınmıyor. Bu bölgede ne oluyor? Bu kampların içinde neler vardır? Kamuoyu bu gerçekleri görmekten uzak tutuluyor. Kamplarda da mültecilerin arasında bazı adli olaylar oluyor, bunlar polise intikal ediyor. Ama polise de saldırıyor oluyor. Polisimiz biber gazı sıkmak suretiyle kendini koruyabiliyor. Öte yandan komşu illerde mülteci kamplarında yaşayanlar şehre çıktıklarında özellikle yemek içmek gibi hizmetleri aldıklarında fiyatlara itiraz ediyorlar. Ya hiç bedel ödemiyorlar, ya da olayı tartışma noktasına getiriyorlar. Başta Hatay olmak üzere Suriye’ye sınırı olan illerde bu ve buna benzer olaylar sıkça yaşanıyor. Diğer taraftan ülkemizin dış politikasında sıfır sorun diye çıktığımız noktada sırf soruna geldik. Ermenistan ile sorunlarımız ortadan kaldıracağız derken, Azerbaycan’ı da küstürdük. Irak’ın iç politikasına bağlı müdahalelerimizden Irak’la iyiye gitmekten olan ilişkilerimizi bozduk. Suriye ortada. Dostluğun ötesinde kardeşliğimiz vardı. Bugün düşman hale geldik. Ve Suriye olayları nedeniyle İran’la da aramız bozuldu. Ve hiçbir şekilde Türkiye ile bir problemi olmayan İran bugün artık Türkiye ile problemli bir ülke hale geldi. Yunanistan ve Bulgaristan sorunları ise hala buzdolabında duruyor. Savaş sonrası Suriye’nin durumu nasıl olacak? Bu şimdiden belli değil. Ancak süper güçler petrol ve benzeri doğal kaynakları paylaşacaklar, biz yeni düşmanlar kazanmış olacağız. TBMM Meclisi Başkanı Sayın Cemil Çiçek’in milli mutabakat metni vardı. Tavsiyeleri vardı. Çok iyi niyetle yapılmış olan bu tavsiyelere bile değişik kesimlerden adeta ret edici açıklamalar gelmeye başladı. Milli mutabakat aranan bir ortamda bu tepkilerin verilmesi oldukça düşündürücü. Bu ortamda Türkiye ekonomisini konuşmanın çok fazla anlamı yok diye düşünüyorum. Çünkü sorunlar olduğu gibi duruyor. Amerika ve Avrupa kriz devam ediyor. Kısa zamanda da aşılacağı yönünde hiçbir belirti yok. Petrol fiyatlarındaki artış devam ediyor. Bu da cari açığın büyümesine ve hala bir tehdit olarak Türk ekonomisi üzerinde durmasına neden oluyor. Karşılıksız çeklerden artış artarak devam ediyor’ diye konuştu.